Başlar göğe yüksek,
Yürekler okyanus.
Erler dizi dizi,
Savaşın yiğitleri,
Ölüme dost.
Destanlaşacaklar bir bir,
Meydanlarda yüce seda; TEKBİR!
Gök kubbe kurşini,
Toprak, kan kırmızı.
Bu koku, yılların birikmiş
Emperyalist soluğu.
Bir orman kokusu sardı,
Çürüğe bulanmış genizleri.
Tatlı bir meltem,
Kuşlar şarkılarını söylemekte.
Durun insanlar!
Bir şeyler oluyor dünyamızda.
Değişen bir şeyler,
Ve geliyor ölmeyen düşünce.
Kokuşan soluklar kalesi,
Düşüyor bir bir.
İşte kardeşlerimiz,
Kadın erkek yiğit bir savaşçı,
Veriyor bilmem kaç milyar insana.
Yalnız mı sandınız bre hınzırlar,
Karşımızda omuzları yırtık saflar.
Önceleri çocuklar süt için ağlarken,
Şimdiler yavru İslam’a ninni.
Ve siz hala zevk u sefa sürenler,
Uyandırmazsa sizi bu müjde,
Korkmalısın bir kara bulut,
Karartır köz dünyayı.
Bırak ömrün o zafere aksın,
Yaşarken ölü yaşamaktansa.
Bir kere yaşa, ama
Yiğit yaşa!
Bacılarımız serapa mı çağırır
Türkülerini?
Ya o, bıyığı terlememiş yiğitler,
Serapa mı tetik çekerler?
Savaş bir gün bizi de alırsa,
Nereye kaçarsınız,
Nerelerde yaşarsınız?
Onlar toprağı ana,
Gözyaşını oğul!
Ölümü yaşadılar,
Ve onlar,
Ölmeden öldüler.
Bizi de toprak çağırırsa bir gün,
Kaçmak mı gelir aklımıza?
Bu hal ne acı.
Bizler de dost olmasını
Bilmeli.
Toprağı ana,
Gözyaşını oğul,
Ölümü Candaş,
Bilmeli savaşın elleri.
11.03.1979/ Üsküdar








