Gözlerini içime taşı
Hatalarla yüklü yüklü.
Gözlerin ki hicretten önce,
Gözlerin ki hicretten sonra,
Taşıdığım kutsal bildiri
Ruhumda her dem düşen tarih,
Altı yüz otuz iki.
Kutsal beldede,
Yüksekçe bir tepede,
Söylenen kutsal sözlerdir.
Altı yüz otuz ikide,
Ne acı ne sevinç vardır,
Taşıdığın ki o gözlerin.
Hicret öncesi, hicret sonrasıdır.
Gözlerini değdir demiyorum yurduma,
Gözlerin sadece hidayet üzere olsun,
Taşısın sadece kutsal bildiriyi.
Göz kapaklarını kapama korkarım,
Kapalı olan her şey uzak insanlığımıza.
İnsanlığımız ki açılmaya muhtaç.
Bakmasını istediğim ruhunun depremleridir.
Sadece olmasın deprem sende.
Bana dokunman gerekmez,
Ruhlarımız buluşuyorsa gök katında.
Sevdalı sayarız kendimizi.
Sevdamıza isim koymak mı gerek,
Neden niçin?
Dünya üzerine hiçbir şey yok,
Sadece sen ve ben var isem,
Ve tek olabiliyorsak,
Tüm bu eylemlerden sonra.
Bilinmesi gerek isim mi?
Bırak acı insanlığımızın acı hatıralarını,
Yaşamaya bak, kendi içinde ve derinliğinde,
Tek olarak şu tantanalı panayırdan ,
Koşmaya bak.
Zaman geçiyor, soluklar sayılı,
Durdurmak nafile gayretler niye?
Anında yaşamayı dene.
Çalınacak bir an,
Sevdamız bizim böyle bir hikâye,
Diller koro halinde: sonuç, sonuç!
Yaşanandır önemli olan,
Ama bilmem ki nasıl anlatmalı!
07.11.1981








