İçimin içi rüzgârım;
Es ama bağrıma bağıra bağıra,
Hıçkırıklar şehrinde sil süpür beni,
Çırp beni, çırpıt beni çaresiz koyma!
Ben miyim dediğimde, ben miyim?
Bu çaresizliğime bir reçete bul beni;
Çırpın kuşkanadı kıl beni,
Yükselt alçaklardan kurtar beni.
Yükselt beni benliğimde yok olayım,
Aşağılarda süründüğüm yeter!
Gel seccadene koy beni,
Uçur beni uçurtmana tak beni.
Uçuyorum kolsuz kanatsız,
Bulutlara sal beni!
Yükselt beni, yükseklere sal beni,
Düştüğüm yeter, yükseklere al beni.
Mahşerin karıncalarına kat beni;
Ben mahşer, mahşer ben olayım.
Gözlerime mil, kulaklarımı yıldırımı,
Bir mahşer vakti çek beni.
Çırp beni günahlara örtü yorgan gibi,
Çarp kayalara vuran dalgalar beni,
Çarp çırp teslimim işte!
Yeter ki çöplüğüne at beni.
İçimim içi yazılmış romanım;
Yastık yap, yorgan yap, kal beni.
Hıçkırıklarımla çırp beni.
Bende gezen ben ile barıştır beni.
Kâbusumsun biliyorum,
Seninle matem tutuyorum,
Sen varsın diye varlığımı biliyorum,
Bildiğimle bilmediğimi bil beni.
Başımı koydum bir dev başına.
Aldı götürdü sellerine saldı tek başına.
Bir dev ki devler devi merhamete yenik
Bir başıma, başımı yedi beni.
Ağlama bu hazin tören,
Kaderdir ağını senin için ören.
Dur bekle demeye kalmadan,
Kalktı tren Haydarpaşa garından.
Gözlerin bir mendil sallayan,
Kulağın bir sevgi tutuşturan,
Nasılda arıyor beyhude yere.
Artık yolcusun gidiyorsun geldiğin yere.
Geldim burası son durak!
Ne iten var, ne kakan.
Herkes bir başına,
Durduğum yerde tut beni!








