Gideli kaç yıl, kaç ay, kaç hafta, kaç gün, kaç saat, kaç dakika,
Kaç saniye oldu; saatim suskun, takvim yaprakları suskun!
Boynum öyle bükük, yüreğim öyle buruk, ruhum öylesine küskün.
Bıraktığın yerler izlerinle dolu, izlerin gönlümün yolu.
Pervaneler gibiyim bulamadım senin gibi bir dost,
Dönüyorum dönüyorum döndükçe dönüyor bir dost bulamadım bu yolda.
Eylülün o kara geceleri, dışarıda kar, tipi, bora, fırtına.
Mamak yollarına dikilmiş mavi gözlerin; bir haber, bir müjde.
Beykoz da bir ev, evde bir oda, odada adam gibi adam!
Adanmış adanacağı yere, dünyayı vurmuş yerden yere.
Atmacayı, şahini örnek verirler külhanbeyi delikanlılara,
Oda da bir adam; adam gibi adam!
Adanmış davasına, davası ona vurgun, o davasına vurgun,
Vurgun yiyenler vurulur, vuruldukça kavrulur,
Aşkın ateşine yana yakına savrulur.
Mamağın ürküten soğuğunu içine yemiş genç adam,
Küçük oda da boş köşeye oturdular,
Salep ruhunu ısıtmaz yaksa da.








