Aşk'ı bugün çayıra saldım/ Özgürsün yağmur suları kadar/ Dönmesini bil ki/ Bekliyeyim.
Oturdum sükût nöbeti için/ Sevdalar büyütmek/ Ve/ Şanla büyütmek için.
Aşk'ın levhası elimde kaldı/ Bu şehir içimi yoksul kılan bu şehir/ Levhalarda aşk bulunur mu?
Gece içime çöker hece hece/ Kim bilir kaç mevsim kaç gece/ Ruhumu ezerek geçince/ Aklıma düş, ruhum ol/ Bu gece.
İrkilirim, bir ses kurşun gibi akar/ Bu geceler bitmeyecek gibi/ Bir yanım Halep, bir yanım Halepçe/ Kurşunlarda kanatlanan benim/ Tükenen umutlarım diye korkarım/ Yeni sevdalar üretmeli ey dünya.
Bir kadın kurşunlarla dans yapıyordu/ Gelinlik elbiselerine kan düşüyordu/ Aylardan Temmuz'du/ Gelin üşüyordu/ Ve bir tank paleti gerdanlık gibi duruyordu/ Bir gelinF16'ya gülümsüyordu/ Mermi gelini bulmuyordu/ Bir gelin askerin önünde abide gibi duruyordu/ Kâinat susuyordu/ O konuşuyordu/ Temmuz gelinler için ağlıyordu/ Şehir gelinlerle beyazlara bürünüyordu/ Gökten kar yerine kan yağıyordu/ Anneler gülüyordu/ Damatlar şehitlikle evleniyordu/ Mevsim temmuz gülüm her şey değişiyordu/ Tank paletlerinde gerdanlık görünüyordu.








