Bir akşamüstü yorgun, kenti
Yorgun gözlerle dolaştım durdum.
Kent o denli yorgun ve bitkin ki,
Süratle geceye koşmak istiyor,
Kentin yorgunluğunu birazdan,
Madeni gümbürtülerden dökülecek,
Ezanlar olacak (mı?)
Kent yorgunluğunu ya da ölülüğünü,
Ne ile diriltecek?
Birazdan sokaklarında,
Yeşil arabalarında cesetle gidecek;
Ölü kentin ölü insanları.
Ya da öldüren kentin garip insanları,
Bu kentte güneşin doğuşu batışı,
Garip mi garip!
Doğum bir acıdır kentin üstüne,
Nice cinayetlere projektör olacak.
Güneş, doğmasın mı diyorum,
Bilemiyorum.
Ama kent sürekli insan alıp götürüyor.
04.11.1981








