Zaman tünelinde ellerinde güldestelerle geçtiler,

Çocuklar kadar duru, yaşlılar kadar olgun yürüdüler,

Ardlarına bakmadan, durmaksızın ileri hep ileri koştular.

Alınlarında parlak bir ışık kimse bilemedi, bilemezdi de,

Onlar, o çocuklar bilinmeyeni getirmek için yürüdüler.

Güneş tepelerine inercesine ışınları ile terletirken yolcuları,

Yıldızlar korolar halinde yeryüzü yolcularına musikilerini sunarken,

Ellerinde gül desteleri nice sevdalara sevdayı ön görerek,

Geçtiler yollardan dikenlere, sarp kayalara bulanarak,

Düşen olmadı: kayaların sarplığında, dikenlerin vahşiliğinde,

Dimdik yürüdüler, alınları açık ve parlak çocukların,

Düşmek ne ifade, sonsuza ulaşmak için ölmek var iken,

İnançtı bu, daha ötede bir iman, ya zaman?

Zamanın lügatında onların soylu eyleminin karşıtı ne ola ki?

Ya macera, ya delikanlılık rüyası.

Aldırmadılar, aldıramazdılar da boşa akan suları doluya çevirmek için

Hiçe dönen saat akrebini, gerçek HİÇLİĞE çevirmek için.

                                                                                                   02.08.1982

Joomla Template - by Joomlage.com