Zamanın aynasına düşecek görüntü;
Kırışık alın, morarmış gözaltları,
Nice gülücüklere elveda diyerek.
Zaman aynasında bu yüz,
Korkulur mu aynaya yansımaktan,
Aynalardaki güzele mahkûm
Arif beni, ey sevda oğul oğul
Kon peteğine ey arı.
Ve işle gönlüme o muştuyu, vızır vızır
Ne bir ses ne bir gürültü,
Sadece sükut içinde bir örtü.
Örtüleri vardır nice günahların,
Gecenin sessizliğini bozan hıçkırıklarla.
Eller vardır cinayetlerin
İşlenmemişliğini kelepçeleyen eller.
Kapılar kapanır gül desteleri sunan ellere,
Sürgüler çekilir, muştular taşıyan yeşil gözlere.
İnsan yine de yapar zindanlar zindanı içinde.
Sana sunuyorum çocuk cinayetler kitabını.
Ön sözünü ben düştüm ellerim titreyerek,
Yitik bir cennetin anılarını işleyerek.
Genç kızın hülyası gelinlik dantelâsı,
Satırlarda nice titrentiler göreceksin.
Ellerim senin ellerin gibi cinayetler aleti,
Suçluluk, suçsuzluk çeyizimin örtüsü.
Ne sen çocuk bozacaksın bu oyunu,
Ne de sırtında dağları taşıyan ben.
Ya oyun ne olacak diyeceksin,
Hesaplar üstünde hesap tutan,
Bir, BİR var birler içinde; tekbir!
Düşün mü, isyan mı, sabır mı kasırgaları
Alıp götürmesin gençliğin meyhanelerine.
Meyhaneler; isyan var ve sarhoş kusmuğu.
Düşün çocuğum, nice düşmüşlüğümü.
Düşenin de doğrulatanı vardır, vardır diyorum.
Göreceksin sevdamıza gülistan bahçelerinden
Gül yaprakları serpeceğim,
İki genç aşık gibi.
Ne ki, bizim aşklarımızın öyküsünü,
Ne bir deniz kıyısı, ne bir subaşı
Yazmayacak çocuğum!
Bizim aşkımız, kaleminden kan çekilen
Sevdalılar ordusunun ateş çemberinde,
Ya bir şehit marşında, ya da
Öksüz kalan bir çocuğun mırıltılarında,
Dinleyeceksin,
Aşkımızı.
Çocuğum, sensizlik kavramını aştım diyebilirim.
Çünkü bedeni varlık anlamsız.
Seni bekliyorum da demiyorum,
Sadece seni çocuğum seninle yaşayan,
O güzeli özlüyorum.
06.09.0982/ Kadıköy








