Aşk-ı niyaz ederim efendim, bendeniz köleniz,

Sizi bin beş yüz yıl evvel gördüm günahkâr gözlerimle.

Sesinizi duydum efendim kalp kulakçıklarımda bir diriliş,

Aşk-ı niyaz ederim efendim, yolunuz(un) yolcusu bendeniz.

Biliyor musunuz efendim; sizsiz iklimler can vermiyor.

Cansız bir ceset gibi oralara buralara savruluyor.

Sizden şefaat dileniyorum efendim aşk-ı niyaz ediyor,

Halimi size arz ediyor, ellerinizden öpüyorum.

Günaha bulanmış bulanık bir ırmak gibiyim,

Aktığıma bakmayın, bıkkın ve bitkin seslerim.

Sizsiz olan bu dünyada ben yaşıyor muyum?

Halime bir bakın efendim size aşk-ı niyaz ederim.

Aşk aşk deyu yollara düştüm,

Pervane oldum yollara küstüm,

Ben eserim, ben dönerim, ben küserim,

Aşk-ı niyaz ederim efendim, bendeniz derbederim.

Derbeder olanın aşkı olur mu?

Kendine kahredenin oku yol bulur mu?

Ok yaydan çıktığı günden beri,

Aşk-ı niyaz eder, köleniz öteden beri.

Gel topla beni dağınık tespih taneleri,

Bir o yana bir bu yana gittiğim günden beri,

Hizaya çek, cetvelim ol, nakış nakış işle beni,

Bırakma beni, bıraksam da seni, gel topla beni.

Aşk bahçenin bahçıvanı yap beni,

Ne varsa ben sulayayım, sen ol güneşi.

Kapısında bir kıtmir olabilsem ne gam,

Bahçenin gülü, zambağı olsun birileri.

Kıtmir olabilsem bu bahçede ve bilsem ki havlıyorum,

Utanırsam, utanmak utansın benden!

Aşk bahçenin kıtmiriyim, havlıyorum derinden.

Sürgünlerim uzuyor, tahammül toprağı çökmekte,

Vicdanlar köleleşmiş, merhamet bulutları diyar diyar göçmekte,

Sınandığım yıllar uzayıp gidiyor.

Korkuyorum korkmaktan, korkup geri kalmaktan,

Bir müjde bekler gibi hep uyanık, hep atılgan,

Ruhumun bu zindeliği bir gün terk eder diye korkmaktan,

Öylesine sarılış ki, kollarım korkar kopmaktan.

Korkumun bekçileri beklerler sabah olmasın diye,

Geceleri uzanır, uzatırlar ölümün bekçileri.

Takvim yaprakları eksilmesin, rakamlar dönmesin,

Yaklaştıkça yaklaşan ürkütür oldu beni,

Korkumun bekçileri öttürür düdükleri.

Efendim senin ölüm anındır benim reçetem.

Korku bastığında volta koğuşunda bulsunlar beni.

O tatlı terlemen siler süpürür ruhumu,

Aşk-ı niyaz ederim, kabul ediniz köleniz beni.

Ölüm mü korkutan, hayat mı sevdiren beni,

Ne ölümdür, ne hayat seninle buluşturan beni,

Bir iklim, bir mevsim, bir coğrafyada küstüren beni,

Sensizliğin beninde canımdan bezdiren beni.

Bir viraneyim, baykuşlar tünemekte çatımda,

Açmayın pencereleri! ömrüm bir sonbahar yaşamakta.

Ne çocuk sesi, ne kuş sesi tat vermemekte,

Ruhum bir hicranı yaşar, hicransa başka memlekette.

Kendimin muhaciriyim sessiz ve derin,

Yol almakta mıyım, yerimde saymaktayım,

Kendi çizdiğim bilmecenin kabulsüz kurbanıyım,

Çözün beni çözmekle yükümlüler!

İnfazımı veren savcı bey, savunmamı almadan,

Götürürler beni idam mangası ile bir taraftan.

Bir kuş konar yağlı urganın ucuna,

Kanatları pırpır ruhumu uçurmakta.

25.08.2006 Cuma

Joomla Template - by Joomlage.com