Ayda yaşıyorlardı daha düne kadar,
Sessiz, sakin kimsesiz ve kendi kurallarınca.
Nereden akıllarına düştü dünyalı olma fitnesi,
Düştü mü tam düşer kavurur yürekleri.
Ay gibi bir dünya tahayyül ettiler,
Mahdut amma mahzun, mahcup ve mağdur dünyalarında.
Yıldız zannettiler zanlarınca dünyayı,
Mahirane bir yürüyüş kolunda dünyaya geldiler.
“Hoş geldiniz”le karşılandılar ve de şaşırdılar.
Hiçbirisi birisine biriside aylılara benzeş değildi.
Neresi idi burası, bunlar da kim diye soracaklardı.
Burası dünü öldürenlerin kabristanı dediler.
Ne demekse o dünü öldürmek!
Adres tespiti istedi, tabelalar gelsin dedi.
Dünü öldürenlerin adresleri olmaz, mekânı hiç,
Ay’dan misafir gelmiş bu nasıl cevap?
Beyhude bir çaba içersinde aydan gelen adam.
Dünü öldürenler içerisinde mahzun, mahcup, mağdur.(mağrur) mu olacaktı!!!!!!!!!!!!!
Ay yüzüne vurunca ay adamın,
Anladı ki dünü öldürenlerin ışığı olmaz!
İçinden bir şeyler koptu yıldızlar gibi,
Birbirine eklendi merdiven oluverdi.
Ay’a kadar ulaştı bu merdiven,
Ay’dan gelen Ay’a gitti.
Dünü öldürenler bir sofra etrafında toplandılar,
Zafer naraları atıp şampanyalar patlattılar,
Ay’dan gelen tanrı misafirini,
Ortak olmasın diye, dünyadan geldiği yere gönderdiler.
09.06.2006








