Anlaşılmıyordu!

Mağaradaydık. Karanlığın karanlığını yaşıyorduk. Kimse kibrit çakamıyordu. Muma elimiz uzanmıyordu. Kapımız çalınmıyordu. Ekmek ve suyumuz yoktu. Hava küf kokuyordu lakin, yüreğimiz çağlayan gibi çağlıyordu. Fedakarlık isteniyordu. Baskı basıncı yüksekti. Sefer düşünmüyorduk. Akıllı tahammül ediyorduk.

İman ve Kuran davası sahip bekliyordu. Kara sevdalılar mağarada büyüyorlardı. O lezzet hiç unutulmuyordu. Taş baş yarıyordu; jop kol kırıyordu, trenler vagon vagon insanları ayırıyordu. Uzun bir zaman mevsimler tanınmıyordu. Karanlık aydınlık, aydınlık karanlık görünüyordu. Herkes konuşuyordu lakin iş yapmıyordu. O mağarada kömürden kalemi ile düşüncelerini projelendiriyordu. Bir mi bin mi sormuyordu. Her şey inanmakla başlar diyordu. Konuşmuyordu. Projelendiriyordu.

200 yıl oraya buraya dağıtılmış Müslümanları topluyordu. Haçlının yüreği hopluyordu. Çiçekler gülüyordu. Masonlar düşünüyordu. O hiç umursamıyordu. İnandığı ve yaşadığını anlatıyordu. Askerine güveniyordu. Askerinin çevik birleşeceğine inanmıyordu. Mamak ta yargılanıyordu. Şubatın 28 inde terliyordu. Azminden ve kararından sapmıyordu. Toprağa tohum ekiyordu. Yıllara hazırlanıyordu. Şimdi aramızda yok ama yaşıyordu. Düşmeden gidiyordu. Düşenlere üzülüyordu. Bir bayrak gülüyordu lakin anlaşılmıyordu. Sudan’da, Fas’ta, Cezayir’de, Pakistan’da, Suriye’de, İran’da, Türkmenistan’da, Türkistan’da, Azarbeycan’da biliniyordu anılıyordu. Kendi evinde elinden tuttuğu eller tarafından vuruluyordu. Kimisi güldü kimisi davuttu kimisi aliydi kimisi nihattı kimisi sadullahtı.

Aynı yağmurun altında ıslanmışlardı. Hiçtiler hep oldular sonra onu biçmeye kalkıştılar. O susuyordu, koşuyordu davasını yoğuruyordu. İçinde volkanlar patlıyordu. Putin’le çatışıyor Trump’la boğuşuyordu lakin anlaşılmıyordu.

Designer - Ergin UZUNDURUKAN