Siyaset, insanı zamanla yalnızlaştırıyor mu? Akarsularda akmayan sular gibi mi? Oluyorsa, neden bu hâl? Oysa siyasetin sermayesi kalabalıklar değil mi? Yani ahali bir müddet sonra niçin ortadan kayboluyor? Bu bir terk etmek veya terkedilmek midir? Hücrede geçen günleri mi ve orada ki şekli yalnızlığımı hep düşünmüşümdür. Binlerce insanlara miting meydanlarında hitap ettim. Taşan bir nehir gibiydi(m). Sonra, nehirin suları darbe, takip, baskılarla çekildi. Kitleler tarih boyunca böyle olmuş. Olmadığı tarih yaprağı da yok değil.
El altından kitlelere vicdanları sızlatan haberler servis ediliyor, edilmeye çalışılıyor. İnsan, ürkmüyor değil!.. Sayın Devlet Başkanımız ile beraber olduğunu ifade edenler, labirentli sokaklarda, yirmi sekiz şubat elbiselerini giyiyorlar. Hacı takımından, Hoca takımından, tekmili bir yerde olanlar da var. Yani; Demokrasi, Cumhuriyet, Normalleşme, Yeni Anayasa, Başkanlık sistemi realize edilmemesi için kör bıçak biletiliyor. Bu bıçak asla yerli değil. Biliyoruz. İngiltere, Almanya, Fransa, Amerika, Rusya... Beşi bir yerde. Mutfak; İsrail. Bilmeyen mi var?
Millet; bir Ümmet bilincinde akıl geliştirmeli. Osmanlı'yı yok eden kavmiyetçilik tuzağını şanlı Ümmet anlayışı ile bozabiliriz. Ne Türk'lüğümüz, ne Kürt'lüğümüz, ne Arap'lığımız övünç ve ihtilâf kaynağımız olamaz. Kavmimi severim. Lâkin gurur vesilesi yapmam. Kavmimizin Medeniyete katkılarını coşa coşa anlatırım. Amma, bugün ki, hâlime kör kalmam. Kalmamalıyız.
Joomla Template - by Joomlage.com