Şimdi sıra Aşk'dan sonra Aşık'a geldi. Her dem şöyle düşündük(mü?) Aşk var ise aşık da var. Gerçekte doğru mu? Önce aşk nasıl oluşur? Bir çaba, bir gayret, bir emek, bir çile gerekli mi? Yani, aşk kendiliğinden oluşan bir netice yada tekâmül müdür? Varlık âleminden başlamamız gerekir. Varlıklar âlemi mahluk mudur? Mahlûk ise Hilkat sahibi kimdir? Başat soru bu'dur. Çıkış noktasında anlaşabilirsek aşk kavramında anlaşacağız. Varlığı kendiliğinden kabul edenler, atlıyorlar; aşk'ıda reddediyorlar. Farkında olanlar, hemen merkeze dönüyorlar. Olmayanların "ben aşığım" sözüne inanalım mı? Nezaket bize böyle sorduruyor. Peki, bu sevda türküleri neyin nesi? Söylüyorum; Teselli!..
Avunmak, avutulmak insan onuru ile bağdaşabilir mi? İnsanı avlıyorlar. Farkında değil miyiz? Aşk adında bir soyut kavramda ömrümüz heba ediliyor. Sadede gelmek, hiçbirimizin işine gelmiyor(mu?)
Çılgın bir cümle söylüyorum: Aşk'ı öldürerek aşk'ı buldum!..
Siz de öldürün!.. Söylemem. Bu benim mahremim. Aşkı öldürenler, bir yola girenlerdir. Azık var mı, yok mu sormazlar. Katil hükmünde bir varlık mıdır? Asla!.. O bir kahramandır. Elif gibi dimdik şeytan kapılarına dikelmiş, vav gibi iki büklüm Hakikat kapısına yaslanmıştır O.
Joomla Template - by Joomlage.com