Fotoğrafların ne manası var ki? Vaktinde adamcağız çektirmiş. Nerden bilsin ki, boş bir iş yaptığını? İnsan düşmeden hiçbir şey öğrenemiyor. Olsun, şimdi bu koca yaşında yeni bir şey daha öğreniyor! Günlerden beri, kâğıt poşet içerisinde büyük arzular besleyerek çektiği fotoğraflar, kanepenin altında itilmiş gibi duruyordu. Kâğıt parçalarının yalnızlığı kime dert olabilir ki? Oysa O'na dert olmuştu. Neden bu çocuklar dünün belgesi olan bu fotoğraflara sahip çıkmazlar? Neden bunları hak ettikleri albüme özen ile yerleştirmezler? Bu anlayışın bir dayanağı var mıdır? Düşünerek kendince bir çıkış yolu bulmaya çalıştı. Mazi, çocukları ilgilendirmiyor muydu? Oysa bu bireyin kendi tarih kitabı değil miydi? Fotomodel dergilerinde, başkalarının hayatlarını okuyarak büyüyen çocuklar, kendi hayatlarını okumaktan niçin kaçıyorlardı? Bir sebebi olmalı? Ama ne? Çocuk, kendini bilmeye başladığı zaman, anne ve babayı ya kahraman, ya da rakip olarak görmeye başlıyor. İkisi de tehlikeli. Peki, doğrusu nedir? Çocuk, anne/ baba fabrikasından alabileceği hammaddeyi alabilme yetisine sahip olmalıdır. O maddenin ıvır zıvır olduğuna prim vermemesi gerekir. Modernizm ve Küreselleşme, anne ve babayı, kaynak olarak algılatmıyor. Böyle olunca, mazi ile olan tüm bilgi ve belgeler, bir poşetin içinde kanepenin altında bir başına bekletiliyor. Meydana çıkar mı? Taş düşünce. Taş düşmeli mi? Düşmemeli. Düşünce iş işten çoktan geçmiş oluyor.
Gece uyku tutmamıştı. O uykuyu tutmaya çalıştı. Nafile. Kapıda köpeği sabaha kadar çığlık atmıştı. Yanına gitti. Göz göze geldiler. Köpeği ağlıyordu.
Joomla Template - by Joomlage.com