İnsan hakkında her gün konuşmuş olsak, hata yapmış olur muyuz? Zannetmem. Sürekli insan üzerinde konuşalım. İnsanın hareketlerini izleyelim, denetleyelim. Düşüncelerimizi özgürce konuşalım. Faydası var, zararı yok!.. İstanbul'dan yola çıkyorsunuz.1000 kilometre yol yapıyorsunuz. Bu ziyaret iş ziyareti olabilir, hal hatır ziyareti de olabilir. Ne fark eder? Kapınız çalınmış bir kere! Fabrikadan içeri giriyorsunuz. Her taraf yemek kokusu!.. Bu iş yeri ithalat ve ihracat yapmış. Dünya ile tanışmış. O makam odası da ne? Sıradan bir çay ocağına girmiş gibi hissettim kendimi. Eskimiş bir oturma grubu. Renklerin savaşı!.. Misafir hediyesi ile içeri giriyor. Ev sahibi, bir bardak su ikramı yapmaktan aciz duruma düşmüş. Neden? 100 kişi bu işyerinde çalışıyormuş. Şimdi 20 kişi çalışıyormuş. İç piyasaya ağırlık vermiş. Ehh, fındık tarlası da olunca Dünya pazarlarına açılmaya ne gerek var? Yazık değil mi? Bu birikimi toprağa vermeye hangimizin hakkı var?
Heyecanı kalmamış bir insan, esas sermayesini kaybetmiş bir insandır. Biliyor musunuz, o işyerinde bir bardak su içmeden ayrılmak zorunda kaldık. Dışarıda 35 derece sıcaklık var. Ağzımız kurumuş. Çıktık.
Hafif sendeler gibi oldum. Durdum... Karadenize bakarak; "Çırpınırdı Karadeniz/ Bakıp Türk'ün Bayrağına..." Marşını söyleyerek dalgalar üzerine koşmaya başladım!..
Joomla Template - by Joomlage.com