Mavi gözleri, Karadeniz'in dalgaları arasında büyüyordu. Pencere camının arkasına sığınmış mavi gözlü adam, hayata tutunmak istiyordu. Hayat; yarım asır O'nu tutmuştu!.. Şimdi O hayata tutunuyordu. Bir Kaplanın kafese koyulması gibi bir şeydi bu. Kabulü zor, hazmı çetin bir şey. Şimdi Ordu'nun dağ köylerinde olmalıydı. Hiçbir karşılık beklemeden. İnsanına, kurduna, kuşuna Türkiye sevdasını anlatmalıydı. Oysa sol yanı izin vermiyordu. "Şimdi beni sen taşı" der gibi sol yanını taşıyordu. Hizmete muhtaç bir hâlde yaşamanın yaşlılığını yaşıyordu. Bıraksalar, altıncı katın penceresinden kendini Karadeniz'in sularına atacaktı. Bir hizmetli kadının kendisine hizmet etmesinden sıkılıyordu. Yeni ülkeler için yeni fetihlere çıkmalıydı. "Hatırladın mı" dedi adama "Kazadan sonra seni şu kanepeye yatırmıştım" dedi. 17 yıl geçmiş. Tam tamına 6205 gün!.. Kendisi milletvekili olmuştu. Koşuyordu ve yorulmayacaktı?!.. Bu aşk hiç bitmeyecekti. Öyle bir aşk ki: "Bölsün ikiye cismimi tiğı müjen senin/ Eylerse başka âşık eğer iktıza sana"
Anlayarak yaşamak!.. Anlatarak aşkı kavileştirmek…
Joomla Template - by Joomlage.com